Küçük Asya’da hüküm süren çoğu krallık gibi
Kommagene de doğu ve batı halklarının kaynaştığı bir
pota oldu. Farklı kültürleri, gelenekleri olan
farklı diller konuşan insanlardı onlar ve doğal
olarak kendilerini birleşmiş tek bir halk olarak
görmüyorlardı. Onlar için aile ve kan bağı Kommagene
krallığı altında birleşmiş olmakdan daha önemliydi.
Kral Mithradates bu tavrı değiştirmek için çok
çalıştı. Örneğin her yıl atalarının onuruna
Kommagene krallığında Olimpiyat Oyunları düzenledi.
Bu oyunlar, Yunanlıların Olimpiyat Oyunlarıyla
karşılaştırılabilir nitelikteydi.
Gençlik yıllarında Kral Mithradates de bu
oyunlara katılmış ve Kommageneliler arasında
popüler olmayı başarmıştı. Yetenekleri sayesinde
Kral Mithradates pek çok ödül almış ve bunun bir
sonucu olarak ‘Güzellikle zafer kazanan’ anlamına
gelen ‘Kallinikos’ adını almıştı.
Mithradates Laodike adında bir Seleukos
prensesiyle evlendi. (*)
Üç kızları oldu ve dördüncü çocukları da kız olunca
çift bir oğul sahibi olamama kaygısına kapıldılar.
Bir oğula sahip olmak krallığın kalıcılığı açısında
çok önemliydi ve erkek evladı olmayan bir kralın
velihatı da yok demekti.
Oğulları olduğunda tattıkları mutluluk ve
rahatlık sonsuzdu ve çocuğa Laodike’nin babasının
adı, Antiochos, verildi.
Kommagene krallığı gücünü kat kat aşan güçlerin
tehditi altındaydı ve Mithradates yardıma muhtaçtı.
Yardım alma amacıyla Mithradates tanrılarla bir
anlaşma yaptı. Bu tanrıların gerçek mi hayali mi
oldukları bilmiyoruz, ancak krallığın bağımsızlığını
koruduğu dikkate alınırsa Mithradates’in
anlaşmasının işe yaradığı söylenebilir.
Diger taraftan bu sözleşmenin halklar arasındaki
uyumsuzlukları yumuşattığı anlaşılıyor. Kommagene
Krallığı’nı oluşturan bu başka başka köklerden gelen
insanların kendilerini birbirleriyle bağlantılı
hissetmeleri güçtü. Ancak tanrılarla yapılan
sözleşmeden etkilendiler ve kendilerini tanrıların
korumayı kabul ettiği seçilmiş insanlar olarak
gördüler.
Böylelikle, Mithradates krallığını meydana
getiren halklar arasında bir bağ oluşturulabildi.
Kral bu sözleşmenin onuruna ülkenin her yerinde,
temenos denilen, küçük tapınaklar inşaa ettirdi.
Temenoslar ülkenin en göze çarpıcı noktalarında
kuruldu. Bu noktalardan tapınakların en önemlisi
olan kutsal Nemrud Dağı’nın tepesindeki tapınağı
görmek mümkündü. Bu tapınakların hepsinde
tanrılardan biriyle el sıkışan Kral Mithradates’in
tasvir edildiği beş tablet bulunurdu. Mithradates
tanrılarai Yunanca ve Persce olan isimler verdi
-
Apollo / Mithras
-
Artagnes / Herakles
-
Zeus / Oromasdes
-
Hera / Teleia
-
Helios / Hermes
Mithradates tanrılara her iki dilde isim
vermesinin sebebi krallığını oluşturan halkların
kendilerini tanrılara yakın hissetmelerini
sağlamaktı. Bu taş tabletler stel olarak da bilinir.
Bu steller sayesinde Kral Mithradates tebasını
sadece onun sayesinde koruma altıda olabileceklerine
inandırdı. Bur temenoslar kralın tanrılarla yaptığı
anlaşmanın şahitleriydiler.
Loos’un onuncu günü--14 Temmuz-- “Yüce Tanrıların
Tezahürü” günü olarak kabul edildi. O gün Kral
Mithradates’in taç giydiği gün olarak da seçilmişti.
Her yıl o gün Kommageneliler köylerinin veya
kasabalarının yakınındaki tapınaklarında biraraya
gelerek kutlamalar yaparlardı.
Bu kutlu günde Kral Mithradates Nemrud Dağı’nın
zirvesinde Kommagene’nin asilzadeleri ve diğer
önemli şahsiyetleriyle biraraya gelir ve yüzlerce
yurttaşının önünde tanrıların temsilcilerini kabul
ederdi.