Yemeklerini bitiren askerler şaşkınlık içinde yedikleri
yemekler kadar yemeğin arta kaldığını görmüşler. Neler
olduğunu anlayamadan Malatya’ya doğru yola koyulmuşlar. Yol
boyunca garip başka bir şey yaşamamışlar.
Aynı askerler Malatya’dan geri dönerlerken yaşlı adamın
evini ziyaret etmeye karar vermişler. Evi bulmuşlar ve yine
dostlukla karşılanmışlar. Komutan evin kızın beğenmiş ve
yemek bittiğinde yaşlı adamdan kızını istemiş. Adam kızını
vermek istemiyormuş ancak askerlerin kızı zorla alacağını
düşündüğü için razı olmuş. Askerler kızı da yanlarına alarak
ayrılmışlar.
Eski Kahta’ya geldiklerinde—şimdi kutsal evin olduğu
yerde—kız biraz durmalarını istemiş. Kuru dere yatağına inen
kız eliyle çorak toprağı okşamış ve hemen oracıktan bir
pınar fışkırmış.
Pınar bugün hala oradadır. Kız sudan içmiş ve yıkanmış.
Sonra toprağa açılmasını söylemiş ve açılan yarıktan girerek
kaybolmuş. O zaman bu zaman orası kutsal bir yer olarak
kabul edilmiş ve halk kıza mezar olan bu alana bir ev inşaa
etmiş.
Kız, zaman zaman, bir kaç arkadaşı yanında olduğu halde,
bu evde ve üç ayrı yerde daha, insanlara gözükürmüş. Baharda
Eski Kahta’daki pınarbaşında, yazın Malatya yakınlarındaki
bir dağda, sonbaharda Gerger’de ve kışın Toros Dağları’nda
bir yerlerde. Eski Kahta’daki yıllık ‘görünme’ işte bu evde
olurmuş (
Yaşlı kadın çocukluğunun bahar aylarında her çarşamba ve
cuma gün bitiminde yöre halkının bu kutsal evin önünde
toplandıkları hatırladığını söyledi. Kutsal evde mumlar
yakılır dualar okunurmuş. Güneş battıktan sonra herkes evine
dönermiş. Akşam arkadaşlarıyla birlikte eve gelip dua edecek
kızın rahatsız edilmemesine özen gösterilirmiş. Çok az
kişinin gece evin civarında kalmasına izin verilirmiş.
Fırat Hanım anne ve babasının kızı ve arkadaşlarını
gördüklerini anlattı bana ve onların normal insanlardan daha
küçük yapıda ve beyaz saçlı olduklarını söyledi.