Paleolitik
Yerleşmeler
Paleolitik kültürü meydana getiren insanlar mağaralarda
yaşıyorlardı. Bu insanlar için avcılık kültürel gelişimin ilk
devrelerinde en önemli aşamalardan biriydi. Bölgede bulunan bol
miktardaki av hayvanı insanların düşüncesine ve sosyal
yaşantısına yön veren etkenlerden biri olmuştur.
Adıyaman-Malatya karayolu üzerinde bulunan PALANLI KAYAALTI
SIĞINAĞI işte böyle bir paleolitik dönem yerleşmesidir.
Adıyaman Samsat Şehramuz Tepesi ve Çevresi Yerleşmeleri’nde yine
paleolitik dönem kalıntıları bulunmaktadır. Bölgede ayrıca Kung
Kıracı Tepesi, Ziyaret Tepesi ve Kemşak Tepesi gibi yerleşim
yerleri de vardır.
Adıyaman yöresinde Neolitik, Kalkolitik ve Eski Tunç Dönemini
yansıtan yerleşme yerlerinin başında, bugün Atatürk Barajı gölü
sahası içinde kalan Samsat (Samosata Höyüğü) gelmektedir. Ayrıca
Kommegene Krallığı’nın başkentliğini yapmıştır. Keza Tille Höyük
yörenin diğer önemli bir höyüğüdür.
Adıyaman bölgesi Helenistik ve Roma Dönemi eserleriyle ün yapmış
bir bölgemizdir. Bu kalıntıların en önemlisi Eski Kahta Köyünün
yanındaki 2150 m yüksekliğinde Nemrut Dağı’nın üzerindedir.
Toros Dağları ile Fırat Nehri arasındaki yöre, Helenistik ve
Roma çağlarında Kommagene olarak adlandırılır.
Kommagene M.Ö. I. yüz yıl başında Selevkoslar soyuna son veren
iç savaşlar sırasında I. Mithradates Kallinikos tarafından
bağımsız bir krallık olarak kurulmuştur. Antikçağ’ daki adı
Nymphaios olan bugünkü Kahta Çayı üzerindeki Eski Kahta Köyünün
yanında yer alan Arsameia kentinde, antik kentin kuruluşunu
anlatan yazıtlara rastlanmıştır. Bu kentin 3 km güneybatısında
Kahta Çayı’nın bir kolu olan Cendere Çayı’ndaki güzel köprü,
sütunlar üzerindeki Latince bir yazıta göre Roma döneminde dört
Kommagene kenti tarafından yaptırılmıştır.
Antitorosların bir uzantısı olan Nemrut Dağı’nın 2150 m
yükseklikteki zirvesinde bugün herkes tarafından bilinen ve Geç
Helenistik Devirden kalma tapınaksal mezar anıtı, yeryüzünün en
değerli kültür varlıklarından biri olarak kabul edilmiştir. Bu
anıt ve çevresi 1987 yılında UNESCO nezrindeki “İnsanlığın
Kültür Mirası” listesine alınmış 1988 yılında da Türk Hükümeti
tarafından Milli Park ilan edilmiştir.
Roma dönemi eserleri arasında kaya mezarları da bulunmaktadır.
Adıyaman Kahta İlçesi Eskitoz (Ancos) Köyünün doğusundaki Fırat
vadisinde yamaç boyunca kalker kayalara oyulmuş pek çok mezar
bulunmuştur. Ancak bunlar Atatürk Barajı suları altında
kalmıştır.
Güneydoğu Anadolu Bölgesinde özellikle Adıyaman ve Gaziantep
yöresinde kurulmuş olan ilk devlet Kommagene (M.Ö.69-M.S.72)
Krallığıdır. Bölgede Selevkos hakimiyetini İran’daki Parth’ların
(M.Ö.240-85) hakimiyeti takip eder. Parthlar sınırlarını Fırat
boylarına kadar genişleterek Diyarbakır’ı ellerine geçirdiler.
Ancak M.S.226 yıllarına kadar ellerinde tutabildiler (OKTAY
Akşit,“Roma İmparatorluk Tarihi” İstanbul 1985).
Orta Çağda Adıyaman
Adıyaman ve çevresi M.S.395 yılından itibaren Doğu Roma
İmparatorluğu’ nun (Bizans Devleti’nin) egemenliği altındayken
İslam akımlarına maruz kalmıştır.
Hz. Ömer’in halifeliği döneminde (634-644) Adıyaman ve çevresi
Müslüman Arapların eline geçmiştir. Aba Ubeyde, Halid Bin Velid,
Sait Bin Ebi Vakkas ve İyaz Bin Ganm gibi tanınmış islam
komutanlarının katıldığı savaşlar sonucunda 638 yılında bu bölge
İslam topraklarına katılmıştır.
Adıyaman ve çevresi bir süre Müslümanlarla Bizanslar arasında
sınır bölgesi ve çekişme konusu olur. 670 yılında Emevi
komutanlarından Mansur Bin Cavena Adıyaman’ı ele geçirir. Bu
komutanın Adıyaman şehrinin ilk yerleşim alanı içinde kalan
bugünkü Adıyaman Kalesini yaptırdığı rivayet olunur.
M.S. 758 yılında Abbasi halifesi Ebu Cafer Mansur tarafından
Emevi egemenliğine son verilir. Böylece Adıyaman ve çevresine
Abbasiler hakim olurlar.
M.S. 1066 yılında Selçuklu komutanlarından Gümüştekin, Adıyaman
şehrini (Hısn-ı Mansur-u) ve çevresini ele geçirir; ancak iç
karşılıktan dolayı geri çekilir. 1071 Malazgirt Muharebesi’ni
izleyen 1082 yılında Hıns-ı Mansur (Adıyaman şehri), tekrar ele
geçirilir ve Abbasi hakimiyeti sona erer. Selçukluların
egemenliği altında kalan Adıyaman ve çevresi Haçlı Savaşları’nın
etkisi altında kalarak geçici olarak el değiştirir. Adıyaman ve
çevresi1114-1204 tarihleri arasında Eyyubilerin kontrolü altına
da girmiştir. Anadolu Selçukluların 1298 yılında Moğolların
istilasına uğrar; iç karışıklık yaşanır. Bu durum 1339 tarihine
kadar devam eder. 1339 tarihinde Adıyaman ve çevresi,
Dulkadıroğulları Beyliği’nin kurulmasından bir süre sonra
Dulkadıroğulları’ nın egemenliğine girer. 1398’ de Osmanlı
Padişahı Yıldırım Beyazıt yöreyi ele geçirirse de Doğu
Anadolu’ya egemen olan Timur tehlikesi nedeniyle geri çekilir.
Sonuçta Adıyaman ve çevresi tekrar Dulkadıroğulları’nın eline
geçer.
Yeni Çağda Adıyaman
1515 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun hükümdarı Yavuz Sultan
Selim, İran seferi dönüşünde Dulkadiroğulları Beyliği’nin
egemenliğine son vererek, Adıyaman ve çevresini topraklarına
katar. Böylece Adıyaman’da Osmanlı İmparatorluğu dönemi başlamış
olur.
Adıyaman ve çevresi Osmanlı yönetimine girdikten sonra, sınır
boyu olmaktan çıkar. Bunun sonucu olarak savaş, baskın ve istila
korkusundan kurtulur, huzura ve sükuna kavuşur. Osmanlı
yönetiminin Türk aşiretlerini belli yörelerde oturmaya mecbur
eden iskan (yerleşme) politikasından dolayı, Anadolu’nun diğer
yerlerinde olduğu gibi bu yörede de zaman zaman isyanlar meydana
gelir; ancak bu isyanlar bastırılır.