|
[1] -- [2] --
[3] -- [4]
-- [5] -- [6]
-- [7] -- [8]
-- [9] --
[10] -- [11]
-- [12]
[13] -- [14]
-- [15] --
[16] -- [17] --
[18] -- [19]
-- [20]
Bu madde ile İstanbul Hükûmetinin millet menfaatlerine aykırı
herhangi üir karar veya davranışına milletin kayıtsız kalmayacağı,
gerektiğinde millî iradeye dayanan bir hükûmetin derhal kurulacağı
açıkça belirtiliyordu. 4- Kuva-yı milliyeyi âmil ve irade-i
milliyeyi hâkim kılmak esastır.
Erzurum Kongresi'nde belirlenen bu kural, Sivas Kongresi'nde
perçinleştiriliyordu, Memleketi kurtaracak tek kuvvet, millî ordu
idi. Bu ordu, milletin iradesi ve eğilimleri yönünde savaşacâk,
bağımsızlık mutlaka gerçekleşecekti. Millet artık egemenliği- ni
kendi eline almıştı; kendi hâkimiyetinden başka hiçbir güç
tanımıyordu. Bu esas gelecekteki Cumhuriyet rejiminin esasırtı
oluşturuyordu. 5- Manda ve himaye kabul olunamaz.
Erzurum Kongresi'nde karar altına alınan bu görüş, Sivas
Kongresi'nce de onaylanarak Millî Mücadele'nin temel kuralı haline
getiriliyordu. Millî kurtuluş hareketinin parolası hiçbir devletin
merhametine sığınmaksızın" Ya istiklal ya ölüm!" dü. 6- Millî
iradeyi temsil etmek üzere Millet Meclisi'nin derhal toplanması
mecburidir.
Erzurum Kongresi kararlarında da belirtilen bu istek, artık bir
mecburiyet olarak gösteriliyordu. Aksi takdirde hükûmet kararları
millî iradeyi yansıtmayacaktı. 7- Aynı gaye ile millî vicdandan
doğan cemiyetler "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adı
altında birleştirilmiştir.
Erzurum Kongresi, Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz Bölgelerindeki
millî cemiyetleri "Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adıyla
bir merkezde toplamıştı. Sivas Kongresi, bu örgüte -bütün Anadolu ve
Rumeli Cemiyetlerini de içine almak üzere- memleket çapında bütünlük
kazandırdı. 8- Mukaddes maksadı ve umumî teşkilâtı idare için Kongre
tarafından bir Heyet-i Temsiliye seçilmiştir.
Erzurum Kongresi, Doğu illerini temsilen 9 kişilik bir Heyet-i
Temsiliye seçmişti. Sivas Kongresi'nce 6 kişi daha seçilmek
suretiyle "Heyet-i Temsiliye" genişletilmiş, bu suretle Türkiye
Büyük Millet Meclisi açılıncaya kadar memleket mukadderatında yegâne
söz sahibi bir kurul oluşturulmuştu.
Sivas Kongresi, Erzurum Kongresi kararlarını genişleterek, bu
kararlara bütün memleketi kapsayan bir nitelik kazandırması
bakımından İnkılâp Tarihimizde büyük öneme sahip bir Kongre'dir.
Üyelerinin, bütün memlekete şamil olması sebebiyle de Millî Mücadele
başlangıcında Türkiye'nin mukadderatını çizen, bütün milletin tek
vücut halinde birlik olduğunu dünyaya ilân eden millî bir
Kongre'dir. Bunun içindir ki tesirleri Erzurum Kongresi'nden daha
geniş oldu.
Sivas Kongresi'nden sonra Mustafa Kemal Paşa'nın amacı en kısa
zamanda Anadolu'da millet temsilcilerinden oluşan bir meclis
toplamak ve bu meclisin kuracağı hükûmet ile Millî Mücadele'yi bir
merkezden idare etmek idi. Dâhi adam, bu büyük işi gerçekleştirmek
üzere Sivas Kongresi'nden sonra da Heyet-i Temsiliye Reisi sıfatıyla
millî teşkilâtın kuvvetlenmesi yolunda -bütün engelleri aşarak-
azimle çalıştı. Bu devre esnasında Mustafa Kemal ve Heyet-i
Temsiliye i1e temas temini ve anlaşma zemini arayan İstanbul
Hükûmeti, temsilcileri vasıtasıyla 20-22 Ekim 1919 tarihleri
arasında Amasya'da onunla görüşmüş ve bir Millet Meclisi
toplanmasına ikna olmuştu. Bu görüşme İnkılâp Tarihimizde "Amasya
Mülâkatı" olarak bilinmektedir. Mustafa Kemal, Meclisin Anadolu'da
toplanmasını istemesine rağmen, Meclis 12 Ocak 1920'de İstanbul'da
toplandı. Fakat İngilizlerin ve gerekse onlara âlet durumunda olan
hükûmet adamlarının baskısı sebebiyle olumlu bir faaliyet
gösteremedi. Sadece Erzurum ve Sivas Kongrelerinin esaslarını
"Misak-ı Millî" halinde kabul ve ilân etti.
Mustafa Kemal Paşa, 27 Aralık 1919'da bir kısım arkadaşları ve
Heyet-i Temsiliye üyeleri i1e beraber Ankara'ya gelmişti. Artık
Millî Mücadele Ankara'dan yönetiliyor, İstanbul'daki asker ve sivil
birçok vatansever, Bağımsızlık Savaşında görev almak üzere Ankara'ya
geliyordu. Bir süre sonra,16 Mart 1920 tarihinde İstanbul, İtilâf
devletleri tarafından fülen işgal edildi; şehir yabancılar
tarafından tamamen askerî kontrol altına alınmıştı. Bu şartlar
altında Meclis de faaliyet gösteremeyeceğini anlayarak dağıldı;
zaten bu sıralarda milletvekillerinin bir kısmı da İngilizler
tarafından tutuklanmış bulunuyordu.
Mustafa Kemal, İstanbul'un işgali üzerine valiliklere ve kolordu
komutanlıklarına talimat vererek Ankara'da toplanacak fevkalâde
salâhiyete sahip bir meclise yeni temsilciler seçmelerini bildirdi.
Seçimler sür'atle sonuçlandi. Nihayet 23 Nisan 1920'de yurdun her
bölgesinden gelen millet temsilcileriyle Ankara'da Türkiye Büyük
Millet Meclisi açıldı. Mustafa Kemal, millet iradesini ve
egemenliğini temsil eden bu Meclise ve onun hükümetine de başkan
seçilerek artık Türk bağımsızlık mücadelesinin her bakımdan, askerî,
siyasî ve sosyal lideri oldu. Ama memleketin içinde bulunduğu
şartlar, kendisinin omuzlarına yüklenen görevi gerçekten çok ağırdı.
Tarihten silinmek istenen bir milletin ölüm kalım savaşının,.
istiklâl mücadelesinin Iiderliğini yapıyordu.
[1] -- [2] --
[3] -- [4]
-- [5] -- [6]
-- [7] -- [8]
-- [9] --
[10] -- [11]
-- [12]
[13] -- [14]
-- [15] --
[16] -- [17] --
[18] -- [19]
-- [20]
|