|
[1] -- [2] --
[3] -- [4]
-- [5] -- [6]
-- [7] -- [8]
-- [9] --
[10] -- [11]
-- [12]
[13] -- [14]
-- [15] --
[16] -- [17] --
[18] -- [19]
-- [20]
Mustata Kemal, 25 Nisan 1915 taarruzunda olduğu gibi 9 ve 10 Ağustos
taarruzlarında da bizzat ateş hattında bulunmuş, ateş hattından
emirler vermiş, bu davranışı yanındaki subay ve erler için ifadesi
imkânsız cesaret kaynağı olmuştu. Conkbayırı'nda kalbini hedef alan
bir kurşun, cebindeki saate çarpıp geri döndüğünden mutlak bir
ölümden kurtuldu. Bu muharebeler esnasında gösterdiği kahramanlık,
azim ve yüksek kumanda kudreti, kendisine memleket içinde ve dışında
büyük ün sağladı. Artık o, "Anafartalar Kahramanı" olarak
anılıyordu. Aylarca süren çıkarma ve savaşlar sonucu ilerleme
kaydedemeyen İngilizler; nihayet 1915 yılı Aralık sonunda
müttefikleriyle beraber Çanakkale'den çekildiler. Düşmanların
Çanakkale Boğazı'nı geçememesi, İstanbul'un işgalini önlemiş;
İngilizlerin, Marmara ve Karadeniz üzerinden müttefikleri Rusya ile
bağlantı kurma hayallerini söndürmüştü. Bütün bu olaylar, bir
anlamda, I. Dünya Savaşının akışını da etkiliyor, dünya tarihinin
yönünü değiştiriyordu. Bu savaşlarda İngilizler insan, araç ve gereç
yönünden Türklerden şüphesiz ki çok fazla idi; ancak onların
unuttukları nokta, Türk askerinin tarihsel kahramanlığı ve bu
kahramanlığı yönlendiren Mustafa Kemal faktörü idi.
Mustafa Kemal, Çanakkale Muharebelerinin eski şiddetini kaybettiği
1915 yılının son aylarında, son bir taarruzla düşmanı tutunduğu
kıyılardan da sökerek onu tam mağlûp duruma düşürmek görüşünde idi.
Ancak bu teklifi, Ordu Komutanı Liman von Sanders tarafından,
düşmanın da kıyıdan yapacağı topçu ateşinin ağır zayiat
verdirebileceği endişesiyle benimsenmedi. Artık bu cephede yapacak
bir şey kalmamıştı. Mustafa Kemal,10 Aralık 1915'te "Anafartalar
Grubu Komutanlığı"nı, Fevzi (Çakmak) Paşa'ya bırakarak izinli olarak
Çanakkale den ayrıldı; İstanbul a döndü.
Mustafa Kemal, 27 Ocak 1916'da karargâhı Edirne'de bulunan Onaltıncı
Kolordu Komutanlığına atandı. Kısa süre sonra bu Kolordu'nun aynı
isimle Diyarbakır'da kurulması kararı üzerine yine Kolordu Komutanı
olarak 11 Mart 1916'da Diyarbakır-Bitlis-Muş Cephesine tayin edildi.
Mustafa Kemal, 26 Mart 1916'da Diyarbakır'a gelerek komutayı ele
aldı.1 Nisan 1916 da Generalliğe yükseltildi. Diyarbakır'a gelişini
takiben kısa bir hazırlıktan sonra 3 Ağustos 1916 sabahı emrindeki
kuvvetleri Bitlis ve Muş yönünde taarruza geçirdi; Ruslarla iki
tümenimiz arasında taarruz ve karşı taarruz şeklinde şiddetli
çarpışmalar oldu. Nihayet 8 Ağustos 1916 sabahı Muş, aynı günün
akşamı Bitlis kuvvetle rimiz tarafından düşman işgalinden
kurtarıldı. Muş; ne yazık ki 25 Ağustos 1916'da tekrar Rusların
eline düşmüştü. Mustafa Kemal Paşa, 2. Ordu Komutanlığı sırasında,
14 Mayıs 1917'de Muş'u ikinci defa Rus işgalinden kurtardı.
Mustafa Kemal Paşa, Aralık l9l6'da Ahmet İzzet Paşa'nın izinli
olarak bir süre İstanbul'a gitmesi üzerine vekâleten 2. Ordu
Kumandanlığına tayin edildi. Karargâhı Diyarbakır'da olan bu ordunun
Kurmay Başkanı Albay İsmet (İnönü) Bey'di. Büyük Kumandanın, İnönü
ile yakından tanışması, emir-komuta zinciri içinde çalışması bu
tarihlere rastladı.
Mustafa Kemal Paşa,14 Şubat 1917'de Hicaz Kuvve-i Seferiyesi
Komutanlığına atanması üzerine Şam'a giderek Sina Cephesini teftiş
etti ise de 5 Mart 1917 tarihinde Diyarbakır'da 2. Ordu'ya vekâleten
komutan atandı. Tekrar Oiyarbakır'a dönen Mustafa Kemal Paşa,16 Mart
1917'de asaleten 2. Ordu Komutanlığına getirildi. Fakat bu görevde
de çok kalmayarak 5 Temmuz 1917 tarihinde Yıldırım Orduları Grubu
Komutanlığına bağlı olarak Halep'te kurulması kararlaştırılan 7.
Ordu'nun başına getirildi. Bu cephenin umumî idaresi Falkenhein adlı
bir Alman generaline verilmişti. Mustafa Kemal Paşa,15 Ağustos 1917
günü Halep'e gelerek göreve başladı. Fakat bir süre sonra General
Falkenhein ile aralannda askeri görüşler ve uygulanacak harekat
bakımından anlaşmazlık çıktı; bu anlaşmazlık sonucu Mustafa Kemal
Paşa,1917 Ekim başlarında istifa mecburiyetinde kaldı. Kendisine
tekrar Diyarbakır'daki eski görevi teklif edildi ise de kabul
etmeyerek İstanbul'a geldi. 7 Kasım 1917'de Genel Karargâh'ta
görevlendirildi. Ancak kısa süre sonra Veliaht Vahdettin Efendi'nin
maiyetinde Alman Umumî Karargâhını ve Alman Cephelerini ziyaret
etmek üzere Almanya seyahatine iştirak etti.15 Aralık 1917 - 4 Ocak
1918 arasını kapsayan bu seyahat esnasında Mustafa Kemal, Alman
askeri çevrelerinde incelemeler yaparak, Alman İmparatoru II.
Wilhelm ve devrin tanınmış komutanlarıyla görüştü. Onlara
-hoşlanmasalar da- I. Dünya Harbinin muhtemel sonuçlan hakkındaki
görüşlerini açıkça ve belirgin şekilde anlatıyordu.
Mustafa Kemal Paşa, 20 gün süren Almanya seyahatinden İstanbul'a
döndükten bir süre sonra böbrek rahatsızlığı nedeniyle Viyana ve
Karlsbad'a giderek tedavi gördü. 13 Mayıs 1918 - 4 Ağustos 1918
arasını kapsayan bu seyahat dönüşü General Falkenhein'in yerine
Yıldırım Ordular Grubu Komutanlığına getirilmiş olan General Liman
von Sanders'in emrindeki 7. Ordu'ya Ağustos 1918'de tekrar komutan
oldu ve 15 Ağustos 1918 günü Halep'e geldi. Mustafa Kemal, bu
cephede İngilizlere karşı başarılı müdafaa savaşları yaptı.
Takviyeli İngiliz kuvvetleri karşısında, O'nun maharet ve dirayeti
sayesinde, bu bölgedeki Türk Ordusu dağılmaktan kurtarılmiş; büyük
bir düzen içinde Halep'e kadar çekilme başarısını göstermişti. Fakat
I. Dünya Savaşı Almanya ve müttefikleri aleyhine gelişiyordu. 29
Eylül 1918 tarihinde Bulgaristan savaştan çekilmiş, 4 Ekim 1918
tarihinde de Almanya mütareke istemişti. İstanbul'da Talat Paşa
Kabinesi istifa etmiş, yeni Kabineyi Ahmet İzzet Paşa kurmuştu. Bu
gelişmeler karşısında Mustafa Kemal Paşa yetkili makamlara, askerî
ve siyasî önerilerine devam etti ise de yine kabul ettiremedi.
Nihayet 30 Ekim 1918 tarihinde de Osmanlı Devleti, itilâf devletleri
ile Mondros Mütarekesi'ni imzalayarak l. Dünya Savaşından çekildi.
[1] -- [2] --
[3] -- [4]
-- [5] -- [6]
-- [7] -- [8]
-- [9] --
[10] -- [11]
-- [12]
[13] -- [14]
-- [15] --
[16] -- [17] --
[18] -- [19]
-- [20]
|