|
[1] -- [2] --
[3] -- [4]
-- [5] -- [6]
-- [7] -- [8]
-- [9] --
[10] -- [11]
-- [12]
[13] -- [14]
-- [15] --
[16] -- [17] --
[18] -- [19]
-- [20]
Artık Anadolu'ya geçerek Millî Mücadele bayrağını açmak gerekiyordu.
İşte bu sıralarda, Mustafa Kemal Paşa'yı İstanbul'dan uzaklaştırmak
amacıyla, kendisine Dokuzuncu Ordu Müfettişliği teklif edildi.
Mustafa Kemal Paşa, kendisine geniş salâhiyetler tanıyan bu vazifeyi
kabul etti.
16 Mayıs 1919 günü Bandırma vapuru ile İstanbul'dan hareket eden
Mustafa Kemal Paşa,19 Mayıs 1919 sabahı Samsun'da Anadolu
topraklarına ayak bastı. Kendisinin Anadolu'ya gönderiliş gerekçesi,
"Samsun ve çevresindeki asayişsizliği yerinde görüp incelemek ve
tedbir almaktan ibaretti. Hükûmete verilen İnqiliz raporlarında, bu
bölgede Türklerin, Rumlara karşı gerilla hareketine giriştikleri ve
bölgenin asayişini bozdukları bildirilmekte ise de durum tam tersine
idi. Bu bölgede, Pontus Rum Devleti kurma amacına yönelik geniş bir
Rum faaliyeti vardı. Baskı gören Rumlar değil, Türklerdi. Rum
Patrikhanesinden idare edilen Mavri Mira Cemiyeti bu bölgede kurduğu
çeteler vasıtasıyla Türk köylerini basıyor, katliamlar yapıyor,
yerli halkı yıldırmak istiyordu. Bu girişimlere karşı vatansever
Türkler de mukabil çeteler oluşturmuşlar; bölge Rumları ile
mücadeleye başlamışlardı. Bütün bu gerçeklere rağmen Mustafa Kema1
Paşa'ya verilen talimat gereğince bölge Türklerinin direnmeleri
önlenecekti. Mustafa Kemal Paşa, görevi kabul için Ordu Müfettişliği
sıfatı ve geniş salâhiyetler istedi. İstanbul Hükûmeti bu istekleri
de kabul etti.
Saray ve İstanbul Hükümeti, Mustafa Kemal Paşa'nın bu görevi
yapacağını zannetmişti. Oysaki Mustafa Kemal'in düşünceleri tamamen
başka idi. Ama bu görev, kuşkuları çekmeksizin Anadolu ya geçmek
için değerlendirilmesi gereken bir fırsattı. Kendisine verilen
yetkileri de, geri alınıncaya kadar milletin menfaatleri adına
kullanmak vicdanî bir davranış idi. Esasen olayların akışı da kısa
zamanda bunu ispatlayacaktı. Mustafa Kemal Paşa İstanbul'dan
ayrılmadan önce başta sadrazam olmak üzere kabine azalarının hemen
hepsi ile ve en sonunda Padişahla görüşmüştü. Fakat bu kişilerin
hiçbirinde memleketi içinde bulunduğu badireden kurtaracak bir
enerji, bir ümit ışığı görmemiş, görememişti. İstanbul Hükümetinin
ve Padişahın davranışlarında İtilâf Devletlerini gücendirmemek
görüşünün ağır ezikliğini hissetti. Oysaki onların kararlarına uymak
değil, karşı koymak lâzımdı. İşte Anadolu'ya bu gaye ile gidiyordu.
Mustafa Kemal Paşa'nın İstanbul'dan ayrılırken yakın arkadaşlarına
söylediği şu sözler bu bakımdan büyük önem taşımaktadır: "Düşman
süngüsü altında milli birlik olamaz. Ancak hür vatan topraklarında
memleketin istiklâli ve milletin hürriyeti için çalışılabilir. Bu
gayeyi tahakkuk ettirmek üzere Anadolu'ya gidiyorum".
Mustafa Kemal Paşa, Anadolu'ya geçer geçmez planını uygulamaya
başladı. 21 Mayıs 1919'da Kâzım Karabekir'e çekti. Telgrafta bu
davranışını şöyle belirtiyordu: "Umumî durumumuzun aldığı vahim
şekilden pek müteessirim. Millet ve memlekete borçlu olduğum en son
vicdani vazifeyi yakından müşterek çalışma ile en iyi şekilde yerine
getirmek mümkün olacağı kanaati ile bu son memuriyeti kabul ettim".
Mustafa Kemal Paşa, Samsun'a çıktıktan 2 gün sonra, 21 Mayıs 1919'da
Genelkurmay Başkanlığına Samsun ve çevresindeki asayişsizliğin
sebeplerini açıklayan ne İstanbul Hükûmetinin ne de İtilâf
Devletleri temsilcilerinin hoşlanmadığı şu telgrafı çekti: "Rumlar
bu bölgede, Pontus Hükümeti teşkili gibi bir safsata etrafında
toplanmış ve Rum çeteleri hemen kâmilen siyasi bir şekle
dönüşmüştür". 22 Mayıs 1919'da Samsun'dan Sadaret'e gönderdiği
raporu da şu cümle ile noktaladı: "Millet birlik olup hâkimiyet
esasını, Türklük duygusunu hedef almıştır". Bu anlamlı ifadede
Anadolu'da beliren Milli Mücadele azmini sezmemek mümkün değildir.
İşte bu raporlar İstanbul'a geldikten sonradır ki İtilâf Devletleri
temsilcileri İstanbul Hükümetinden sordu: "Tanınmış bir Türk
generalinin Anadolu'da ne işi vardır?" Bunun üzerine İstanbul
Hükûmeti, Anadolu'ya gönderdiği müfettişi geri çağırma girişimlerine
başladı.
Artık Anadolu'da başlayan Millî Mücadele,liderini bulmuş, dağınık ve
bölgesel mukavemetler bir bayrak altında toplanmaya başlamıştı.
Bunun ilk örneğini 22 Haziran 1919'da Mustafa Kemal imzasıyla
Amasya'dan bütün memlekete duyurulan bir tamimde görüyoruz. Bu
genelgede kutsal bir ses işitiliyordu: "Vatanın bütünlüğü, milletin
istiklâli tehlikededir. Milletin istiklâlini yine milletin azim ve
kararı kurtaracaktır". Bu cümleler Milli Mücadele'nin örgütlü olarak
fiilen başladığının onun imzası ile bütün cihana ılânı idi. Bu
genelge diğer bir maddesiyle beliren millî tehlike karşısında
izlenecek ilk yolu da belirtiyordu: "Her vilâyetten seçilecek
milletin güvenini kazanmış delegelerle, Anadolu'nun en emin yeri
olan Sivas'ta derhal bir millî kongre toplanacaktır".
Mustafa Kemal Paşa, Amasya Tamimi adıyla ünlü bu genelgesini
yaptıktan sonra Erzurum'a geçmek üzere 27 Haziran 1919'da halkın
sevinç gösterileri arasında Sivas'a geldi. Şehirde kaldığı 1 günlük
süre içinde, Erzurum Kongresi'ni takiben Sivas'ta yapılacak Kongre
için ilgililere gerekli direktifleri vererek Erzurum'a hareket etti.
Atatürk, 3 Temmuz 1919 günü Erzurum'a geldi. Kendisi der ki "Benim
Erzurum'a gelişim, bütün milletin ateşten bir çember içine alınmış
olduğu bir zamana tesadüf etti. Bütün millet bu çemberin içinden
nasıl çıkılacağını düşünmekte idi".15 Ilıca önlerinde Erzurumlular
tarafından coşkun bir şekilde karşılandığı zaman Çukurova da muhacir
olarak bulunup Erzurum'a dönen ihtiyar Mevlüt Ağa i1e aralarında
geçen konuşma, bu ateşten çember içinden mutlaka çıkılması gerektiği
fikrini Atatürk'te daha da perçinledi. İhtiyar, fakat dinç Mevlüt
Ağa'ya Mustafa Kemal Paşa sordu: - Çukurova gibi verimli bir
memleketten niye döndün? Yoksa geçinemedin mi? Mevlût Ağa derhal
cevap verdi: - Hayır Paşam, geçimimiz çok rahattı. Son günlerde
işittim ki İstanbul'daki ırzıkırıklar, bizim Erzurum'u Ermenilere
vereceklermiş. Geldim ki göreyim, bu namertler kimin malını kime
veriyorlar?
[1] -- [2] --
[3] -- [4]
-- [5] -- [6]
-- [7] -- [8]
-- [9] --
[10] -- [11]
-- [12]
[13] -- [14]
-- [15] --
[16] -- [17] --
[18] -- [19]
-- [20]
|