|
[1] -- [2] --
[3] -- [4]
-- [5] -- [6]
-- [7] -- [8]
-- [9] --
[10] -- [11]
-- [12]
[13] -- [14]
-- [15] --
[16] -- [17] --
[18] -- [19]
-- [20]
Bu sözler, milletle beraber, millet için çalışmak üzere Erzurum' a
gelen Mustafa Kemal Paşa'yı çok duygulandırmış, gözlerini
yaşarmıştı.Etrafındakilere döndü ve : -"Bu milletle neler yapılmaz.
Atatürk, Erzurum'a gelişinden 5 gün sonra,8/9 Temmuz 1919'da "Sine-i
millette bir ferd-i mücahit olarak çalışmak üzere çok sevdiği
askerlik mesleğinden ve görevinden istifa etti. Artık bir millet
ferdi olarak, milletten kuvvet, kudret ve ilham alarak tarihi
vazifesine devam ediyordu.
Askerlikten istifasını takiben Erzurumluların isteği üzerine Vilâyat-ı
Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti Erzurum şubesinin Heyet-i
Faale başkanlığına getirildi. Cemiyet,o günlerde daha evvelce alınan
bir karar gereğince doğu illerini kapsayan bir kongrenin
hazırlıkları içinde idi. Mustafa Kemal'in Heyet-i Faale reisi olarak
bu kongreye iştiraki mümkündü; fakat o, bu kongreye özellikle
Erzurum'dan üye olarak iştirak etmek istiyordu. Ne çare ki Erzurum
üyeleri evvelce seçilmişti; ama buna da Bir çözüm bulundu.
Erzurum'un iki değerli evlâdı, Kâzım Yurdalan ve Cevat Dursunoğlu
Erzurum üyeliğinden istifa etmek suretiyle yerlerini Mustafa Kemal
ve Rauf Bey'e bıraktılar. Bu suretle Mustafa Kemal Paşa'nın kongreye
girişi meşruluk kazandı.
Erzurum Kongresi,23 Temmuz 1919'da tek katlı bir ilkokul salonunda
62 delegenin iştirakiyle toplanmıştı. Kongre bir kurucu meclis gibi
çalışarak 14 gün devam etti ve 7 Ağustos 1919 da çalışmalarına son
verdi. Kongreyi geçici başkan olarak Erzurum delegelerinden Hoca
Raif Efendi açmış, delegelerin isim okunarak yoklaması yapıldıktan
sonra başkanlık seçimine geçilmişti. Yapılan oylamada Mustafa Kemal
Paşa başkan seçildi.
Millî Mücadele'ye bayrak olan bir kongrenin Erzurum'da toplanışı bir
tesadüfün eseri değildi; Mondros Mütarekesi'nden sonra müdafaa
şuurunun en keskin bir şekilde meydana çıktığı bölgelerden biri
Erzurum idi. Zira Mütareke hükümlerine göre asırlarca şehit kanıyla
sulanmış Erzurum topraklarını da içine almak üzere bir Ermenistan
kurulması isteniyordu. Bu durum, bölgedeki millî birlik ve mukavemet
şuurunu daha da bileyledi. Keza Kongre'ye Doğu Karadeniz il ve
kasabalarını temsil etmek üzere 17 delege ile iştirak eden
Trabzon'da da Pontus tehlikesi vardı. Bölge Rumları, Mondros
Mütarekesi'nden faydalanarak Doğu Karadenız şehirlerini kapsayacak
bir Pontus Rum Devleti kurma hayali içindeydiler. Bu bakımdan Doğu
Anadolu şehirleri ile tehlike müşterekti.
Erzurum Kongresi güç şartlar altında toplanıyordu. Çünkü Kongre
üyelerinin vilâyetlerce gerek seçiminde, gerekse seçilenlerin
Kongre'ye gönderilmesinde büyük güçlükler çıkarılıyordu. Mülkî
âmirlerin büyük kısmı, İstanbul Hükûmetinin baskısı ile delegeleri
korkutuyorlar, yola çıkmalarını engelliyorlar, hatta bazı vilâyetler
kesin olarak delege göndermemekte direniyorlardı. Elâzığ, Diyarbakır
ve Mardin illerinden seçilen üyeler valilik baskısı sebebiyle yola
çıkmaktan alıkonulmuşlar, dolayısıyla Kongre'ye iştirak
edememişlerdi. Bu sebeple Kongre'nin toplanabilmesi için Müdafa-i
Hukuk-u Milliye Cemiyeti Erzurum şubesinin gayretleri yanında
Mustafa Kemal Paşa tarafından da ciddî teşebbüslerde bulunmak icap
etti. Vilâyetlerin herbirine açık telgraflar gönderilmekle beraber,
bir taraftan da şifre telgraflarla valilere, komutanlara gerektiği
şekilde tebligatta bulunuldu. Nihayet yeteri kadar temsilci
getirtilip Kongre'yi toplamaya muvaffak olundu.
İşte bu şartların oluşturduğu hava içinde gerçekleştirilen Erzurum
Kongresi, Vilâyat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti
Erzurum Şubesi ile Trabzon Muhafaza-i Hukuk Cemiyeti'nin müştereken
hazırladığı bir Kongre idi. O günkü mülkî taksimatta Trabzon'un
kapsadığı Doğu Karadeniz il ve il elerinden 17, Erzurum un kapsadığı
il ve ilçelerden 25, Sivas'ın kapsadığı il ve ilçelerden 14,
Bitlis'ten 4 ve Van'dan 2 delegenin iştiraki ile toplam 62 üye ile
toplanmıştı. Bugünkü idarî taksimat gözönüne alındığı takdirde 30'a
yakın Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz illerini ve bunların ilçelerini
kapsamaktadır.
Erzurum Kongresi'nin toplanışı ve çalışmalarına başlamasıyla
İstanbul da Saray ve Hükûmet tarafından, Anadolu'da yükselen bu
kurtuluş sesini boğmak için yoğun bir faaliyet başladı. Ajanslarla
Mustafa Kemal'in devlete başkaldıran bir asi olduğu, Erzurum
Kongresi'nin kanunsuz toplandığı ilân edildi. Mustafa Kemal Paşayı
tutuklamak için her türlü tedbire başvuruldu. İstanbul Hükûmeti,
Erzurum Kongresi'nin dağılmasını, Kongre ye katılanların yakalanarak
İstanbul Divan-ı Harbine sevklerini emretti ise de millet fertlerini
saran o zamanki millî hava içinde hiçbir makam bu emri yerine
getirmeye teşebbüs edemedi.
İşte bu derece güç şartlar içinde gerçek bir vatan aşkıyla her türlü
tehlikeyi göze alarak toplanan Erzurum Kongresi Türk tarihinde
önemli bir dönüm noktası oldu. Türk Kurtuluş Savaşı' nın ilk
temelleri bu Kongre'de atılmış, alınan tarihî kararlar Millî
Mücadele'nin temel kurallarını oluşturmuştu. Erzurum Kongresi
kararları şu şekilde özetlenebilir: 1- Doğu illeri ile Trabzon ve
Canik sancağı hiçbir sebep ve bahane ile Osmanlı topluluğundan
ayrılması mümkün olmayan bir bütündür.
[1] -- [2] --
[3] -- [4]
-- [5] -- [6]
-- [7] -- [8]
-- [9] --
[10] -- [11]
-- [12]
[13] -- [14]
-- [15] --
[16] -- [17] --
[18] -- [19]
-- [20]
|