|
[1] -- [2] --
[3] -- [4]
-- [5] -- [6]
-- [7] -- [8]
-- [9] --
[10] -- [11]
-- [12]
[13] -- [14]
-- [15] --
[16] -- [17] --
[18] -- [19]
-- [20]
Bu demekti ki ne doğu illeri Ermenistan sevdasıyla, ne Karadeniz
illeri Pontus hulyasıyla anavatandan ayrılamayacaktır. Bu karar,
vatanı ve milleti bölmek isteyenlere karşı ilk esaslı ihtardı. 2-
Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı, millet birlik olarak
kendisini müdafaa ve mukavemet edecektir.
Bu madde ile milletin, her türlü işgal ve müdahaleyi kesin olarak
reddettiği, birlik halinde direneceği bildiriliyordu. Vatan
topraklarına yönelik hiçbir işgal ve müdahale, karşılıksız
kalmayacaktı. Millet işgal ve istilâyı birlik halinde püskürtmeye
kararlıydı. 3- Vatanın ve istiklâlin muhafaza ve teminine İstanbul
Hükûmeti muktedir olamadığı takdirde, gayeyi temin için Anadolu'da
geçici bir hükûmet kurulacaktır.
İstanbul Hükûmetinin hali ve tutumu belliydi; güçsüz ve
beceriksizdi. Memleketi Mondros Mütarekesi ile kayıtsız şartsız
galip devletlere teslim etmişti. Ülkeyi uçurumun kenarından ancak ve
ancak millî iradeye dayanan bir hükûmet kurtarabilirdi; bu mutlaka
gerçekleştirilecekti. Esasen Erzurum Kongresi bu amaca yönelik ilk
adımdı. 4- Kuva- i Milliyeyi amil ve irade-i mılliyeyi hâkim kılmak
esastır.
Kuva-yi Milliyeden kasdedilen millî kuvvetler, milletin bağrından
çıkacak millî bir ordu idi. Bu ordu, milletin kutsal gayesi uğrunda
Milletin arzu ve eğilimleri yönünde mutlaka zafere ulaşacaktı. Milli
iradeyi hakim kılmak aynı zamanda demokratik bir esastı. Bu esasta
Cumhuriyet rejiminin ilk kıvılcımlarını sezmemek mümkün değildi. 5-
Hıristiyan azınlıklara siyasî hakimiyet ve sosyal dengemizi bozan
imtiyazlar verilemez.
Memleketteki azınlıklar yer yer siyasî egemenlik davasına
kalkışmıştı. Memleket bütünlüğünü bozucu, vatanı parçalayıcı bu gibi
davranışlara imkân verilmeyecekti. Azınlıklara sosyal dengemizi
bozan ekonomik, hukuksal ve kültürel -her ne çeşit olursa olsun-
ayrıcalıklar ve üstünlükler tanınmayacaktı. 6- Manda ve himaye kabul
olunamaz.
Türk milleti her şeyi göze alarak istiklâli için silâha sarılmıştı.
Hiç kimseden lûtuf ve yardım beklemiyordu; yabancı devletlerden
merhamet istemiyordu. Her ne pahasına olursa olsun istiklâl mutlaka
gerçekleşecekti. Parola "Ya istiklâl ya ölüm" idi. 7- Millı
Meclis'in derhal toplanmasına ve hükûmet işlerinin meclisin denetimi
altında yürütülmesine çalışılacaktır.
MilletılMe evletlerinin baskısı ve Padişah fermanı ile kapatılmış
olan clısı derhal toplanmalı, hıikûmetin millet ve memleketin
mukadderatı ile ilgili vereceği her türlü karar böyle bir meclisin
denetiminden geçirilmeliydi. Hükûmet kararları ancak bu şekilde
meşruluk kazanacaktı. 8- Milletimiz insanî ve asrî gayeleri tebcil,
fennî, sınaî ve iktisadî hal ve ihtiyacımızı takdir eder.
Bu cümle ile Türk milletinin yeniliklere açık ruhu belirtiliyordu.
Denilmek isteniyordır ki Türk milleti insanî ve uygar amaçların
değerini bilen ve kavrayan bir millettir. Nitekim Atatürk milletin
çehresini değiştiren büyük inkılâplara başladığı zaman "yaptığımız
ve yapmakta olduğumuz inkılâpların gayesi, milletimizi her bakımdan
uygar bir toplum haline getirmektir. İnkılâplarmızın temel kuralı
budur", diyecekti. Kararda geçen "Milletimiz fennî. sınaî ve
iktisadî hal ve ihtiyacımızı takdir eder" ifadesinde de harap bir
memleketi bayındır hale getirmek için gelecekte gerçekleştirilecek
kalkınma hamlelerine işaret edilmekte idi.
Erzurum Kongresi, memleketin bütününü ilgilendiren bu tarihî
kararlarıyla bölgesel bir kongre olmaktan çıkmış, kendisinden sonra
gelişecek tüm olayları büyük ölçüde etkilemişti. Zira Sivas Kongresi
kararları, Erzurum Kongresi kararlarına dayandı. Misak-ı Millî'nin
esasında Erzurum Kongresi kararları yer aldı. Türkiye Büyük Millet
Meclisi'nin toplanış ve açılış gerekçesi Erzurum Kongresi
kararlarına oturtuldu. Mudanya ve Lozan antlaşmalarının bağımsızlığı
savunan ruhu; ilhamını Erzurum Kongresi kararlarından aldı.
Cumhuriyet rejiminin ruhu, irade-i milliyeyi hâkim kılmak esasında
toplandı. Ve nihayet "Milletimiz insanî ve asrî gayeleri tebcil
eder" cümlesiyle Atatürk inkılâplarının ilk kıvılcımları Erzurum
Kongresi'nde parıldadı.
Sonuçları bakımından bu derece önem taşıyan Erzurum Kongresi için
Mustafa Kemal Paşa, kapanış konuşmasında "Tarih, bu Kongremizi
şüphesiz ender ve büyük bir eser olarak kaydedecektir" ifadesini
kullandı.
Erzurum Kongresi, 7 Ağustos 1919 günü -kendisi adına bü- tün
yetkileri kullanacak- 9 kişilik bir Heyet-i Temsiliye seçerek
çalışmalarına son verdi. Şimdi Heyet-i Temsiliye'yi ve onun
başkanını büyük bir görev bekliyordu. Erzurum Kongresi'nde parlayan
kıvılcımı söndürmemek, Sivas'ta onu meş'ale haline getirerek millî
kurtuluşa daha emin adımlarla yürümek gerekiyordu. Bu sebepledir ki
Mustafa Kemal Paşa, doğu illerinin mukadderatı için toplanan Erzurum
Kongresi'ni -gayesini daha da genişleterek- bu amaca yöneltmek
istedi. Bu sebepledir ki Erzurum Kongresi'ni Sivas Kongresi'ne
bağlayarak Millî Mücadele'ye memleket yüzeyinde genişlik kazandırdı.
[1] -- [2] --
[3] -- [4]
-- [5] -- [6]
-- [7] -- [8]
-- [9] --
[10] -- [11]
-- [12]
[13] -- [14]
-- [15] --
[16] -- [17] --
[18] -- [19]
-- [20]
|